Translation of tiny from English into Turkish
Adjective
Expressions with tiny: examples in English and translations in Turkish
Synonyms and analogies of tiny in English
Examples of tiny in a sentence
He gave her a tiny piece of chocolate. She noticed a tiny error in the report. The tiny detail was overlooked by everyone.
Translations of "tiny" in Context ordered by category and frequency
A small hook is best for catching tiny fish in shallow streams.
Sığ derelerde küçük balıkları yakalamak için en uygunu küçük iğnelerdir.
A tiny sparrow fluttered near the garden fence in the morning.
Sabah bahçe çitinin yanında minik bir serçe kanat çırpıp duruyordu.
A tiny dress was sewn especially for the dolly's birthday.
Bebeğinin doğum günü için özel olarak küçücük bir elbise dikildi.
Squinting, he adjusted his glasses to focus on the tiny details.
Gözlerini kısarak, en ufak detaylara odaklanmak için gözlüğünü düzeltti.
The muddy lake was filled with tiny fish hiding near the shore.
Çamurlu göl, kıyıya yakın yerlerde saklanan minicik balıklarla doluydu.
A tiny spark may become a great flame.
Cılız bir kıvılcım kocaman bir aleve dönüşebilir.
tiny: Examples and translations in context
The tiny coffee spoon fit perfectly beside the small porcelain cup.
Minicik kahve kaşığı, küçük porselen fincanın yanına tam oturdu.
Our tiny home includes solar panels to generate its own electricity.
Bizim küçük mobil evde kendi elektriğini üreten güneş panelleri bulunuyor.
Kids learned to wash their faces using a tiny flannel at school.
Çocuklar okulda, küçük bir yüz beziyle yüzlerini yıkamayı öğrendiler.
She wanted to be her own man and opened a tiny bookstore.
Kendi ayakları üzerinde durmak istedi ve küçük bir kitapçı açtı.
Newly hatched frogs are tiny and spend their early days in water.
Yeni çıkmış kurbağa yavruları çok küçüktür ve ilk günlerini suda geçirir.
They sold their large house to live full-time in a tiny home.
Tam zamanlı küçük bir mobil evde yaşamak için büyük evlerini sattılar.
They decorated the goldfish bowl with tiny plastic plants and a castle.
Süs balığı fanusunu küçük plastik bitkiler ve bir şato ile süslediler.
The detector is sensitive enough to notice even tiny particles.
Dedektör, en küçük parçacıkları bile fark edebilecek kadar hassas.
See also: