Translation of time difference from English into Turkish
Noun
world clocks
discrepancy in time between different time zones- The time difference between New York and London is five hours.New York ile Londra arasındaki saat farkı beş saattir.
planning delay
gap in time between events or actions- The time difference between the two sessions was only ten minutes.İki oturum arasındaki zaman aralığı sadece on dakikaydı.
Synonyms and analogies of time difference in English
Examples of time difference in a sentence
Adjusting to the time difference was challenging. The time difference caused confusion among the participants. We need to account for the time difference when scheduling the call.
Translations of "time difference" in Context ordered by category and frequency
The time difference during the project phases affected the final completion date.
Proje aşamaları arasındaki zaman farkı, nihai bitiş tarihini etkiledi.
The time difference between the shifts added a delay in task completions.
Vardiyalar arasındaki zaman farkı, işlerin tamamlanmasında gecikmeye yol açtı.
Travelers often suffer from jet lag due to the time difference across continents.
Kıtalar arasındaki saat farkı yüzünden yolcular genellikle jet lag yaşıyor.
This time difference can cause confusion when attending virtual conferences.
Bu saat farkı, çevrim içi konferanslara katılırken karışıklığa yol açabiliyor.
Other translations for time difference:
- zaman farkını
time difference: Examples and translations in context
We noticed a time difference when coordinating the project's start and end dates.
Projenin başlangıç ve bitiş tarihlerini ayarlarken arada bir zaman farkı olduğunu fark ettik.
The time difference between the flights caused a two-hour layover.
Uçuşlar arasındaki zaman farkı yüzünden iki saatlik bir aktarma beklemek zorunda kaldık.
There is a small time difference between the scheduled and actual event start.
Planlanan başlangıç saatiyle etkinliğin gerçekten başladığı an arasında küçük bir zaman farkı var.
The time difference between the backup and main system activation caused a brief outage.
Yedek sistemle ana sistemin devreye girme anları arasındaki zaman farkı kısa süreli bir kesintiye yol açtı.
No, between the time difference, satellite interference, weather...
Değil. Zaman farkı, uydudaki karışıklıklar, hava...
A time difference in communication schedules made coordinating the event challenging.
İletişim saatlerindeki zaman farkı, etkinliği koordine etmeyi zorlaştırdı.
The time difference in responses slowed down the overall progress of the survey.
Yanıtlar arasındaki zaman farkı, anketin genel ilerlemesini yavaşlattı.
Because of the time difference, the delivery arrived later than expected.
Zaman farkı yüzünden teslimat beklenenden daha geç ulaştı.
See also: