Translation of puling from English into Turkish
Adjective
behavior
- The puling child refused to go to bed.Mızmızlanan çocuk yatmaya gitmeyi reddetti.
Synonyms and analogies of puling in English
Examples of puling in a sentence
His puling voice annoyed everyone in the room.
sound
- The puppy began to pule when left alone.Yavru köpek yalnız bırakıldığında ağlamaya başladı.
weak crying
- She could hear the baby pule in the next room.Bebek odasında hafifçe ağladığını duyabiliyordu
puling: Examples and translations in context
Where are you planning on puling this off.?
Bence aletime dayanan bir silah.
They have been puling people over, and then killing them.
Onu zindana atıyorlar ve sonra da öldürüyorlar.
He left Port Royal with Denby's puling child in a sack.
Port Royal'den torba içinde Denby'nin kızını taşıyarak ayrıldı.
Carrying out the Soil Survey and piling and pulling tests.
Zemin etüdü, çekme ve çakma testlerinin yapılması.
The painting oozes creativity, pulling viewers in with vivid colors.
Tablo, canlı renkleriyle insanı içine çeken bir yaratıcılık yayıyor.
The pulling of the heavy rope required teamwork and strong muscles.
Ağır halatı çekmek için ekip çalışması ve güçlü kaslar gerekiyordu.