Translation of internalized from English into Turkish
Adjective
beliefs
adopted as part of one's belief system- He internalized the values of his community.Topluluğunun değerlerini içselleştirdi.
psychology
held within oneself, often unconsciously- Her internalized stress from work often went unnoticed by her colleagues.İşten kaynaklanan içselleştirilmiş stresi çoğu zaman iş arkadaşlarının gözünden kaçıyordu.
societal norms
- Her internalized prejudices affected how she judged other people.Onun içselleştirilmiş önyargıları, diğer insanları nasıl değerlendirdiğini etkiledi.
Expressions with internalized: examples in English and translations in Turkish
Synonyms and analogies of internalized in English
Examples of internalized in a sentence
The internalized norms influenced his decisions. His internalized fears affected his relationships. The internalized beliefs shaped her worldview. The internalized biases affected their decision-making. Her internalized beliefs shaped her worldview.
values
- He internalized the company's values over time.Zamanla şirketin değerlerini benimsedi.
psychology
- She internalized the new concepts quickly.Yeni kavramları hızlıca benimsedi.
emotion
- He tends to internalize his anger.Öfkesini içine atma eğilimindedir.
Expressions with internalize: examples in English and translations in Turkish
Translations of "internalized" in Context ordered by category and frequency
Children often develop internalized rules about right and wrong from adults.
Çocuklar, büyüklerden doğru ve yanlışa dair içselleştirilmiş kurallar geliştirirler.
Or she's internalized the patriarchy so much that she believes your only value is in relation to men.
Veya ataerkilliği öyle çok içselleştirmiş ki tek değerinin erkeklerle ilişkinde olduğunu sanıyor.
He showed internalized pride after completing the challenging task.
Zorlu görevi tamamladıktan sonra, içselleştirdiği bir gurur sergiledi.
The existence and maintenance of a subculture thus requires an internalized authority to maintain itself.
Bir altkültürün mevcudiyeti ve korunması bu nedenle kendisini koruyabileceği içselleşmiş bir otoriteye gereksinir.
The young athlete internalized discipline from constant practice and coaching.
Genç sporcu, bitmek bilmeyen antrenmanlar ve antrenörlerinin desteği sayesinde disiplini içselleştirdi.
Freeing yourself of prejudice is not an easy task, since this is internalized and we're constantly exposed to it.
Önyargılardan kendinizi kurtarmak, kolay bir iş değildir çünkü içselleştirdiğimiz ve sürekli olarak kendimizi maruz bıraktığımız bir şeydir.
Other translations for internalized:
- içselleştirdikleri
- içselleştirilmiştir
- özümsedikleri
- içselleştirilen
internalized: Examples and translations in context
The treatment protocol encourages individuals to push past internalized stigma regarding their diagnosis.
Tedavi protokolü, bireylerin tanılarına ilişkin içselleştirilmiş damgalamanın üstesinden gelmelerini teşvik eder.
However, benevolence values provide an internalized motivational base for such behavior.
Ancak, iyilikseverlik değerleri böyle davranışlar için içselleştirilmiş bir güdüsel temel sağlar.
He battled with his internalized voice that doubted every success.
Her başarısını sorgulayan, içselleştirilmiş o eleştirel sesle boğuşuyordu.
They examined how internalized stereotypes impact social interactions in their study.
Çalışmalarında, içselleştirilmiş kalıpyargıların sosyal etkileşimleri nasıl etkilediğini incelediler.
Many people have internalized prejudices they are not consciously aware of.
Pek çok insanın, farkında bile olmadığı ölçüde içselleştirilmiş önyargıları vardır.
They have such an internalized prejudice for ethnic societies...
Öyle içselleştirilmiş önyargıları var ki etnik toplumlar için.
The group's internalized norms influenced their behavior without explicit discussion.
Grubun iyice yerleşmiş, içselleştirilmiş normları, açıkça konuşulmasa da davranışlarını şekillendiriyordu.
Intentions are also bits of information, shaped either by biological needs or by internalized social goals.
Niyetler aynı zamanda biyolojik gereksinmeler veya içselleştirilmiş toplumsal hedeflerin şekillendirdiği bilgi parçalarıdır.
See also: