Translation of instability from English into Turkish
Noun
lack of stability
state of being likely to change or fail- The political instability in the region deterred investors.Bölgedeki siyasi istikrarsızlık yatırımcıları caydırdı.
emotional state
lack of emotional or mental steadiness- His sudden outburst revealed his deep emotional instability.Ani öfke patlaması, derin duygusal dengesizliğini ortaya koydu.
behavior
tendency to change or behave unpredictably- His emotional instability worried his friends.Onun duygusal dengesizliği arkadaşlarını endişelendirdi.
physics
- The system's instability led to a sudden collapse.Sistemin kararsızlığı ani bir çöküşe yol açtı.
Expressions with instability: examples in English and translations in Turkish
Synonyms and analogies of instability in English
Examples of instability in a sentence
The instability of the structure was concerning. Her emotional instability was evident during the interview. The therapist noted signs of instability in his behavior. Market instability can affect global economies. Political instability led to protests. The instability of the bridge was alarming.
Economic instability can lead to social unrest.
Translations of "instability" in Context ordered by category and frequency
Financial instability can be a significant fear factor in adult life.
Maddi istikrarsızlık, yetişkinlik döneminde önemli bir kaygı sebebi olabilir.
Economic instability suggests another global recession might be on the horizon.
Ekonomik istikrarsızlık, yeni bir küresel durgunluğun ufukta göründüğünü gösteriyor.
Social instability can result from unequal access to education and resources.
Toplumsal dengesizlik, eğitime ve kaynaklara eşit erişimin olmamasından doğabilir.
External debt must be managed carefully to avoid financial instability in the business.
İşletmede mali dengesizlik yaşanmaması için yurtdışı borcun dikkatle yönetilmesi gerekir.
In fact, that instability led to the explosion above your planet.
İşin aslı, gezegeninizin üzerindeki patlamaya da bu kararsızlık yol açtı.
The resulting instability is causing an exothermic reaction.
Ortaya çıkan kararsızlık, ekzotermik reaksiyona neden oluyor.
Other translations for instability:
- istikrarsızlığı
instability: Examples and translations in context
During the economic crisis, the market experienced significant turbulence and instability.
Ekonomik kriz sırasında piyasada ciddi bir dalgalanma ve istikrarsızlık yaşandı.
The company's dependence on a single client risked financial instability.
Şirketin tek bir müşteriye olan bağımlılığı, mali istikrarsızlık riskini artırıyordu.
Financial instability in the company led to sudden layoffs and restructuring.
Şirketteki mali istikrarsızlık ani işten çıkarmalara ve yeniden yapılanmaya yol açtı.
The collapse of that civilisation led to centuries of instability and change.
O uygarlığın çöküşü, yüzyıllar süren istikrarsızlık ve değişim dönemine yol açtı.
The country is trying to navigate through rough waters of economic instability and unrest.
Ülke, ekonomik istikrarsızlık ve huzursuzluğun fırtınalı sularında yol almaya çalışıyor.
A hung political environment can increase instability in governance and administration.
Net bir çoğunluğun çıkmadığı siyasi ortam, yönetim ve idarede istikrarsızlık riskini artırabilir.
They criticized his job-hop as a sign of instability and indecisiveness.
Onun sürekli iş değiştirmesini, istikrarsızlık ve kararsızlık göstergesi olarak eleştirdiler.
Panicking investors withdrew their funds rapidly amid rumors of economic instability.
Paniğe kapılan yatırımcılar, ekonomik istikrarsızlık söylentileri yayılınca hızla paralarını çektiler.
See also: