Translation of impartiality from English into Turkish
Noun
fairness
lack of bias or favoritism in treating all sides equally- Impartiality is important when judging a contest.Bir yarışmayı değerlendirirken tarafsızlık önemlidir.
Synonyms and analogies of impartiality in English
Examples of impartiality in a sentence
Maintaining impartiality is essential in mediation sessions.
Translations of "impartiality" in Context ordered by category and frequency
As a judge, she must walk the fine line between empathy and impartiality.
Bir hâkim olarak, empati ile tarafsızlık arasında ince çizgide yürümek zorunda.
Accreditation demonstrates the competence, impartiality, and performance capability of a laboratory.
Akreditasyon yetkinlik, tarafsızlık ve laboratuarın performs kapasitesini temsil eder.
Her judicial role requires impartiality and adherence to the law.
Yargısal görevi, tarafsız olmasını ve kanunlara titizlikle uymasını gerektiriyor.
Good leaders demonstrate impartiality by listening to all opinions before deciding.
İyi liderler, karar vermeden önce herkesin fikrini dinleyerek tarafsız olduklarını gösterir.
Other translations for impartiality:
- yansızlıkn.
- tarafsızlığı
- tarafsızlığını
impartiality: Examples and translations in context
Journalists should avoid siding with any political faction to maintain impartiality.
Gazeteciler, tarafsızlıklarını korumak için herhangi bir siyasi grubun safına girmekten kaçınmalıdır.
Being a hearer in the courtroom requires concentration and impartiality.
Mahkemede dinleyici olmak yoğun dikkat ve tarafsızlık gerektirir.
Without impartiality, workplace decisions can seem biased and unfair.
Tarafsızlık olmadığında, işyerindeki kararlar önyargılı ve adaletsiz görünebilir.
Reporting on current events requires accuracy and impartiality.
Güncel olayları haberleştirmek, büyük bir titizlik ve tarafsızlık gerektirir.
He is thus breaching the principles of objectivity and impartiality.
Böylece objektiflik ve tarafsızlık ilkelerini ihlal etmektedir.
This is surprising because impartiality is the core of meritocracy's moral appeal.
Bu şaşırtıcıdır, çünkü tarafsızlık, meritokrasinin ahlaki çekiciliğinin çekirdeğidir.
The success of the peacekeeping operation depended on impartiality and strict rules of engagement.
Barışı koruma harekâtının başarısı, tarafsız kalınmasına ve sıkı angajman kurallarına uyulmasına bağlıydı.
The high status of the judge ensured fairness and impartiality in court.
Hakimin toplumdaki yüksek konumu, mahkemede adil ve tarafsız bir süreç yürütülmesini sağladı.
See also: