Translation of diffidence from English into Turkish
Noun
psychology
lack of self-confidence or shyness- Her diffidence made it hard for her to speak up.Çekingenliği, onun sesini duyurmasını zorlaştırıyordu.
Synonyms and analogies of diffidence in English
Examples of diffidence in a sentence
Diffidence prevented him from joining the debate.
Translations of "diffidence" in Context ordered by category and frequency
There's a diffidence about him.
Fakat ona karşı bir güvensizlik vardır.
First, competition;Secondly, diffidence;Thirdly, glory
Birincisi, rekabet; ikincisi, güvensizlik; üçüncüsü de şan ve şeref.
Unfortunately, various fears and diffidence usually make you lose the best opportunities and chances.
Ne yazık ki, çeşitli korkular ve çekingenlik genellikle en iyi fırsat ve şansları kaybetmeye sebep olur.
Diffidence can be overcome with practice and positive experiences.
Çekingenlik, pratikle ve olumlu deneyimlerle zamanla aşılabilir.
Other translations for diffidence:
- çekingenliği
diffidence: Examples and translations in context
The sartorial diffidence, the general demeanour of Miss Price may be ascribed to the... oceanic origins of her fortune.
Kıyafet olayındaki kendine güvensizlik, Bayan Price'ın genel davranışları onun servetinin okyanus kökenlerinden... kaynaklanıyor olabilir.
The sartorial diffidence, the general demeanour of Miss Price may be ascribed to the oceanic origins of her fortune.
Kıyafet olayındaki kendine güvensizlik, Bayan Price'ın genel davranışları onun servetinin okyanus kökenlerinden kaynaklanıyor olabilir.
Diffidence means to doubt oneself.
Güvensizlik bireyin kendinden şüphe etmesi anlamına gelir.
Diffidence often prevents people from making new friends easily.
Çekingenlik, insanların kolayca yeni arkadaş edinmesini çoğu zaman engeller.
Diffidence often shows itself through minimal eye contact.
Çekingenlik çoğu zaman insanın göz teması kurmaktan kaçınmasıyla kendini belli eder.
First, competition; Second, Diffidence; third, glory.
Birincisi, rekabet; ikincisi, güvensizlik; üçüncüsü de, şan ve şeref.
First, competition; Second, Diffidence; third, glory.
Birincisi, rekabet (yarışma); ikincisi, güvensizlik; üçüncüsü, onur (gurur).