Translation of decrease from English into Turkish
Verb
Noun
Expressions with decrease: examples in English and translations in Turkish
Synonyms and analogies of decrease in English
Examples of decrease in a sentence
The temperature will decrease significantly at night. The medication will decrease the pain gradually. Pollution levels are expected to decrease this year. There was a noticeable decrease in sales this quarter. The decrease in pollution levels was encouraging. There was a decrease in sales last quarter.
The decrease in funding affected the project.
Translations of "decrease" in Context ordered by category and frequency
Fishermen reported a decrease in fish stock compared to last season.
Balıkçılar, geçen sezona kıyasla balık stokunda azalma olduğunu bildirdi.
The monthly report showed a decrease in overall maintenance expenses.
Aylık rapor, toplam bakım giderlerinde bir düşüş olduğunu gösterdi.
Maintenance schedules help decrease idle time by preventing unplanned stops.
Bakım planları, plansız duruşları önleyerek atıl süreyi azaltmaya yardımcı oluyor.
They recommended a massaging routine to improve flexibility and decrease pain.
Esnekliği artırmak ve ağrıyı azaltmak için düzenli bir masaj rutini önerdiler.
If you overuse your phone camera, the battery life will decrease quickly.
Telefonunun kamerasını çok sık kullanırsan, pil ömrü kısa sürede azalır.
If soldiers starve, their strength and morale dramatically decrease.
Askerler aç kalırsa, güçleri ve moralleri ciddi biçimde düşer.
decrease: Examples and translations in context
The company reported a decrease in employee turnover this month.
Şirket bu ay çalışan devir oranında bir azalma olduğunu açıkladı.
Efficient processes help decrease the amount of waste product generated.
Verimli süreçler, ortaya çıkan atık ürün miktarının azalmasına yardımcı olur.
Due to the layoff, several departments saw a decrease in staff numbers.
Toplu işten çıkarma nedeniyle, birkaç bölümde personel sayısında azalma oldu.
A decrease in household income during the recession hit many families hard.
Durgunluk döneminde hane gelirlerindeki azalma pek çok aileyi derinden sarstı.
The decrease in demand forced the factory to reduce production.
Talepteki azalma, fabrikanın üretimi kısmak zorunda kalmasına neden oldu.
There has been a decrease in traffic accidents since the new law was implemented.
Yeni yasa yürürlüğe girdiğinden beri trafik kazalarında bir azalma var.
The decrease in customer engagement was a step backwards for the marketing group.
Müşteri etkileşimindeki azalma, pazarlama ekibi için bir geri adım niteliğindeydi.
The gradual decrease in pollution levels indicates better environmental policies.
Kirlilik seviyelerinin zaman içinde azalması, daha iyi çevre politikalarına işaret ediyor.
See also: