Translation of complexity from English into Turkish
Noun
intricacy
state of being intricate or complicated- The complexity of the puzzle baffled everyone.Bulmacanın karmaşıklığı herkesi şaşırttı.
Expressions with complexity: examples in English and translations in Turkish
Synonyms and analogies of complexity in English
Examples of complexity in a sentence
He admired the complexity of her argument.
Translations of "complexity" in Context ordered by category and frequency
Architectural layering in the building's design added depth and complexity.
Binanın tasarımındaki mimari katmanlaşma, yapıya derinlik ve karmaşıklık kattı.
The daunting complexity of the puzzle frustrated everyone trying to solve it.
Bulmacanın göz korkutucu karmaşıklığı, çözmeye çalışan herkesin moralini bozdu.
I completed the painting at a single sitting despite its complexity.
Tablonun ne kadar karmaşık olmasına rağmen resmi tek oturuşta bitirdim.
The complexity of hedging often requires specialized knowledge and experience.
Hedging'in karmaşık yapısı çoğu zaman özel bilgi ve deneyim gerektirir.
Community development means growing in complexity in all six dimensions of culture.
Toplum gelişimi, kültürün altı boyutunda da karmaşa içinde büyümek anlamına gelir.
A place of astonishing beauty and complexity.
Şaşırtıcı güzellikte ve karmaşa dolu bir yerde.
Other translations for complexity:
- zorlukn.
- kompleksn.
complexity: Examples and translations in context
The project requires careful management due to its ramping complexity.
Proje, giderek artan karmaşıklığı nedeniyle dikkatli bir yönetim gerektiriyor.
Different departments have varied payment rates depending on the job complexity.
Farklı bölümlerde, işin karmaşıklığına göre değişen ücret oranları uygulanıyor.
The complexity of the instructions caused some parts to escape their memory.
Talimatların karmaşıklığı, bazı kısımların zihinlerinden uçup gitmesine yol açtı.
Factors influencing processing time include system speed and task complexity.
İşlem süresini etkileyen faktörler arasında sistem hızı ve görevin karmaşıklığı bulunur.
The intimidating complexity of the puzzle made me give up early.
Bulmacanın göz korkutucu karmaşıklığı, daha baştan pes etmeme neden oldu.
The complexity of the ancient manuscript was truly unfathomable to the scholars.
Eski el yazmasının karmaşıklığı, âlimlerin aklını tamamen durduracak kadar anlaşılmazdı.
The report does justice to the complexity of the economic issues discussed.
Rapor, ele alınan ekonomik meselelerin karmaşıklığını hakkıyla ortaya koyuyor.
The artist used fragmented shapes to represent the complexity of human emotions.
Sanatçı, insan duygularının karmaşıklığını anlatmak için parçalanmış formlar kullandı.
See also: